LAZER

LAZER GÖZ TEDAVİLERİ

LAZER

KATARAKT

KATARAKT GÖZ TEDAVİLERİ

KATARAKT

KERATOKONUS

KERATOKONUS GÖZ TEDAVİLERİ

KERATOKONUS

Merhaba, ben Op. Dr. Efekan Coşkunseven. 19 yılı aşkın süredir. Dünya Göz Hastanesi bünyesinde olup halen Refraktif Cerrahi Bölüm Direktörlüğü ve Etiler Merkez Hastanesi Başhekimliği görevini sürdürmekteyim. Katarakt- Refraktif Cerrahi ve özellikle Keratokonus Hastalığı Konusunda uzmanlık alanını geliştirdim.

Sitemi ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. Lazer, katarakt ve keratokonus konularında bana her zaman danışabilirsiniz.

ÖNEMLİ HASTALIKLAR GÖZLERİ VURABİLİR

Basit bir retina muayenesi sayesinde; diyabet, hipertansiyon, her türlü damar, kan ve beyin hastalıkları tespit edilebilmektedir. Herhangi bir boya maddesi ya da röntgen ışını kullanmadan, göz siniri ve retina damar yapısından kişinin kalp damar sistemi ve beyin içi hakkında bilgi almak mümkündür.

ŞEKER HASTALIĞI ANİ GÖRME KAYIPLARINA YOL AÇABİLİYOR

Şeker hastasının ilk bulguları sırasında gözde gelip geçici görme değişiklikleri yaşanabilmektedir. İlerleyen dönemde damar değişiklikleri ve göz dibinde ufak kanamalar görülmektedir. Tedavinin yeterliliği hakkında göz muayenesi belirleyici bir takip kriteridir. Diyabet, gözün arka bölümünde bulunan ve görme işleminde çok önemli bir yeri olan retina tabakasındaki damarlara hasar vermektedir. Retina tabakasının tutulmasına ‘diyabetik retinopati’ adı verilir. Retina damarlarında oluşan hasar, görme merkezinde su toplanmasına yani ödeme yol açarak yavaş ve ilerleyici bir şekilde görmeyi azaltmaktadır. Bunun dışında, göz içersine kanama yaparak ani görme kayıplarına yol açabilmekte ve erken yaşlarda katarakt oluşmasına neden olmaktadır. Diyabetli kişiler genellikle görmeleri azaldığında göz doktoruna muayeneye gitmektedirler. Ancak, unutulmamalıdır ki gözdeki hasar başladığında hastaların hiçbir şikayeti olmayabilir. Bu da, diyabetli kişilerin göz şikayetleri başlamadan göz doktoruna gitmelerinin ve doktorun tavsiye ettiği sıklıkta düzenli takip edilmelerinin önemini göstermektedir. Diyabetik retinopatiye ait erken bulgular, görme azalması olmadan aylar öncesinde ortaya çıktığından dolayı, modern cihazlarla desteklenmiş erken retina muayenesi tedavide ilk adımdır.Foto2

HİPERTANSİYON GÖZ İÇİNDEKİ DAMARLARA ZARAR VERİYOR
Göz muayenesi sırasında, retina incelemesinde göz dibi damarlarına da bakılmaktadır. Göz içindeki damarların basınçtan dolayı uğradığı şekil değişiklikleri, rahatlıkla bir göz doktoru tarafından belirlenebilmektedir. Yüksek tansiyonu olan kişilerde retina damarlarında tıkanıklık saptanabilir. Kalp damarlarının tıkanması gibi gözün retina tabakasındaki damarlar da tıkanabilmekte ve damar tıkanıklıkları ciddi görme sorunlarına yol açabilmektedir. Retina damarlarında oluşan tıkanıklıkta en büyük etken hipertansiyondur. Yüksek tansiyonlu kişilerde, retinadaki atardamarlarda kalınlaşma ve sertleşme olduğu için belirli bir süre sonra atardamarlar yakındaki toplardamarlara baskı uygular ve tıkanıklık gelişebilir.

KAN SULANDIRICI İLAÇLAR AŞIRI KULLANIMI GÖZLERDE KANAMALARA SEBEP OLUYOR

Retina damar tıkanıklığını oluşumunda yaşlanma, sigara içme, yüksek kan basıncı, şeker hastalığı, glokom yani göz içi basınç artışı ve çeşitli kan hastalıkları rol oynamaktadır. Bununla birlikte kalp krizi geçirmiş ya da damar sertliği olan hastalarda, kan sulandırıcılar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar kanın akışını hızlandırmakla birlikte, fazla verildiği takdirde kanamalara neden olabilmektedir. Cilt altı kanamalarından önce göz dibindeki retina etkilenmekte ve kanamaları görülmektedir.

GLOKOM RİSKİNİ ARTIRAN HASTALIKLARA DİKKAT

Glokom gelişme riski diyabetik olan hastalarda %35; yalnızca yüksek tansiyon hastalarında %17, hem diyabetik hem de hipertansiyonu olan hastalarda %48 daha fazla görülmektedir. Glokom, dünyada tedavi edilemeyen körlüğün başlıca nedeni olup, ilerleyene kadar belirti vermemektedir. Bu nedenle, diyabetik ve hipertansif hastalar dahil, glokom riski yüksek hastalara düzenli göz muayenesi yapılmalıdır. Böylelikle, düzenli olarak taramadan geçirilip takip edilen hastaların glokom riski öngörülebilir.

MS HASTALIĞI VE KAN KANSERİ GÖZ MUAYENESİYLE ORTAYA ÇIKABİLİR

Bir merkezi sinir sistemi hastalığı olan Multipl Skleroz (MS) aslında teşhisi bir oldukça zor olan hastalıklardandır. Ancak ilk belirtisini gözde verebilmektedir. Gelip geçici çift görmeler ve görme bozuklukları, bu hastalığın ilk belirtileridir.

Lösemi yani kan kanseri hastalarında kan hücrelerinde hasar ve kanamaya yatkınlık ortaya çıktığında göz dibinde retina tabakasında kanamalar oluşabilmektedir. Bazen bu kanamalar merkezi görme bölgesinde geliştiğinde hastanın ilk şikayeti görme bozukluğu olabilmektedir. Görme sinirini ve beyin içinde görme yolları ve görme merkezini etkileyen tümörler görme alanı ve göz muayenesiyle tespit edilebilmektedir.

Kirpik Diplerinde Çapaklanma Varsa

Göz temizliğini ihmal etmek iltihabi hastalıklara yol açıyor
Sabahları göz kapaklarınız birbirine yapışmış bir şekilde uyanıyorsunuz. Gözünüzde sürekli bir yanma, kaşıntı, yabancı bir cisim varmış hissi ve göz kapaklarınızın çevresinde kabuklanma görülüyor. Bu durum, göz kapağında görülen iltihabi bir hastalık olan “Blefarit” şikayetiniz olduğu anlamına gelebilir.

Blefarit nedir?
Blefarit, göz kapağının kenarında, kirpiklerin dışa doğru uzadığı ve arkasında da yağ bezlerinin olduğu bölümde görülen bir hastalıktır. Bu, çok yaygın bir sorundur ve genellikle; cildi yağlı olan, kepek sorunu ya da gözleri kuru olan kişilerde görülür. Bu duruma tahriş, ya da enfeksiyon neden olabilir. Blefarit çoğu zaman, tedavi edilmesi güç olan, kronik bir rahatsızlıktır. Bu şikayet, görme yetisinde kalıcı bir tahribata neden olmaz ancak yine de rahatsızlık vericidir ve önemsenmesi gerekir.675px-yorgun-göz-657x360

Belirtileri nelerdir?
En sık rastlanan blefarit türünde; göz kapaklarında kızarıklık ve şişlik; kirpik diplerinde ise kabuklanma görülür. Bu kabuklar kalınlaştıkça çapak oluşur ve sabahları gözkapaklarının birbirine yapışmasına neden olur. Eğer tedavi edilmezse bu durum daha da kötüye gider ve gözün diğer bölümlerine de yayılarak daha ciddi bir durumun ortaya çıkmasına neden olur. Bakteri gözkapağını enfekte edebilir ve küçük kabuklu yaralar oluşabilir, bu da kirpiklerin dökülmesine neden olur.

Blefaritin tedavisi var mıdır?
Blefarit oldukça inatçı bir göz hastalığıdır. Bazı türleri tamamen tedavi edilemez fakat büyük çoğunlukla kontrol altına alınabilir. Bu sorunun kontrol edilebilme oranı hem blefarit türüne hem durumun ne derece ciddi olduğuna hem de doktorunuzun önerilerine ne kadar uyduğunuza bağlıdır. Göz sağlığı için Blefaritli kısmı temiz tutmak ve kişisel hijyen çok önemlidir. Özenli ve dikkatli davranılmadığı takdirde hafif vakaları bile tam olarak tedavi etmek son derece güçleşebilir veya tedavi bittikten sonra aynı şikayetler baş gösterebilir.

Tedavide kişisel bakım da çok önemlidir
Gözkapakları düzenli olarak temizlenmelidir. Ilık ve ıslak kompresle kabuklar yumuşatılırsa daha iyi sonuç alınır. Küçük ve temiz bir havlunun sıcak suyla ıslatılıp sıkıldıktan sonra 5-10 dakika göz kapaklarının üzerinde tutulması faydalıdır. Havlu soğudukça sıcak suyla tekrar ıslatılarak sıcak kalması sağlanabilir. Sıcak tedavisinin ardından havluya az miktarda göz yakmayan bir bebek şampuanı dökülüp yatay hareketlere kaşların, gözkapaklarının ve kirpik diplerinin temizlenmesi gerekir. Oluşmuş tüm kabuklar temizlendikten sonra şampuan uygulanan bölge durulanmalıdır. Bu işlemin özellikle sabah kalkar kalkmaz yapılması ve günde birkaç kez tekrarlanması önemlidir. Bazı durumlarda sıcak kompresin ardından, şampuan uygulamasından önce parmak uçlarıyla kirpik diplerine dairesel hareketlerle masaj yapılması da yararlıdır.

Bu problemleri çözebilmek için gözlük yeterli olmayabilir.

Gözleriniz kötüye mi gidiyor? Numaralı gözlükler her zaman sıkıntınızı çözmeyebilir. Bulanık görüşler – puslu karanlık, yağlı, ya da odaklanamayan -herzaman refraktif bir soruna bağlı olarak gelişmiyor da olabilir.

Bulanık görme nedenleri hafif şeyler olabilir, ya da kalıcı görme kaybına neden olabilecek gerçekten zararlı şeyler de olabilir. Bulanık görüntü normal değildir, eğer sahipseniz mutlaka doktora görünmelisiniz.

Listemizdeki en çok rastlanan bu sebeplere bir “göz atın”. Eğer size tanıdık geliyorsa, bir doktor randevusunun vakti geldi demektir.

290320130849293413232_2

1) Göz kuruluğunuz var

Bulanık görüşün en büyük sebeplerinden birisi göz kuruluğudur. Sizde olabilir mi? Dr. Taylor’a göre eğer görüşünüz göz kırptıktan sonra netleşiyorsa göz kuruluğuna sahip olabilirsiniz.

Görüşünüz net olabilmesi için korneanızın yeteri kadar ıslak olması gerekir. Eğer yeterince göz yaşı üretemiyor, ya da gerekli kalitede olmayan göz yaşları üretiyorsanız, korneanızın üstündeki hücreler pul pul olmaya başlar. Dr. Taylor’a göre kornea kuruduğu zaman ortaya çıkan görüntü yağlanmış bir camdan bakmak gibidir.

Göz kuruluğu bazı ilaçlardan veya alışkanlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Okumak, video oyunları, Tv izlemek ve bilgisayarda çalışmak kuruluğa sebep olabilir çünkü göz kırpma hızınızı düşürür. Bunun için “20-6-20″ kuralını uygulayabilirsiniz. Bu aktiviteleri gerçekleştirdiğiniz her 20 dakikada bir 6 metre ötedeki birşeye 20 saniye bakın.

Eğer gözleriniz hala yorgun ve kumlu bir görüntüye sahipse göz damlası kullanabilirsiniz. Fakat kullanacağınız damlayı bir doktora danışmayı ihmal etmeyin çünkü kuruluğun sebebi romatizmal artrit, lupus ya da tiroid hastalıkları dahi olabilir.

2) Dün gece garip bir şekilde yattınız

Uyku göz kısmalarına sebep oluyor olabilir, şöyle ki: Eğer gözünüz kapalı uyurken, yüzünüz yastığa sıkışırsa sabah uyandığınızda ciddi bir göz kuruluğuyla karşı karşıya olabilirsiniz. Yatakta hareket ettikçe göz kapaklarınız sıkışır ve çöl kuruluğuyla uyanırsınız. Bu özellikle kilolu insanlarda rastlanılabilen bir durum.

Hava üfleyen mekanizmalar da kuruluk yapabilir, yani yatak odalarında klima, vantilatör gibi cihazlara dikkat etmek gerek. Ayrıca gözlerinize baskı yapacak şekilde kol veya elinizin göz üstünde olması gözbebeğindeki damarlara ve dolaşıma etki edebilir.

 

3) İlaç kullanımı

Birçok farklı ilaç da göz kuruluğuna sebep olabiliyor. Tansiyon ilaçları, oral steroidler, uyku hapları ve ereksiyon bozukluğuna karşı kullanılan ilaçlar bunlardan sadece birkaçı.

Dr. Taylor’a göre özellikle antihistaminiklere dikkat etmek gerekiyor. Bu ilaçlar Zyrtec ve Claritin gibi OTC alerji muhteviyatı barındırdığı için gözyaşı üretimini etkileyebiliyor.

Antihistaminikler dar göz çevresi olan insanlarda glokom problemi bile yaratabiliyor. Eğer ilaç kullanıyor göz kuruluğu yaşıyorsanız, doktorunuza danışmalısınız.

lens-gozluk4) Kontakt Lensleriniz berbat

Optometry and Vision Science’de 2011’de yayınlanan bir araştırmaya göre lens kullanan insanların %85’i lenslerinin temizliğine gereken özeni ve temizliği gösterdiğini söylüyor. Fakat aslında gerçekten bunu başaran insanların oranı %2.

Uzmanlar lens ile uyumanın zararlarından bahsediyorlar. Lens gözde gerekenden fazla uzun zamanlarda kaldığı zaman ekstra proteinden dolayı yapış yapış olabiliyor ve bu da görüşü bozuyor.

Ayrıca uzun kullanımlar ve yetersiz temizlik lenste bakteri oluşumuna sebep oluyor ki bu ciddi göz enfeksiyonlarına sonuç açabilir.

Yani lenslerinizi vakitli kullanmak, gerektiği zaman çıkarmak ve temizlemek, gerekiyorsa solüsyonunuzu değiştirmek, lens kaplarınızı ise ayda bir değiştirmek çok önemli. Gereği duyulduğunda ise doktora gidiyoruz.

5) Kan şekeriniz çok yüksek

Göz bulanıklığı sadece gözünüzle alakalı değil, vücut sağlığınızla ilgili bir probleme de işaret ediyor olabilir. Şeker hastalığının erken belirti sinyallerden birisi göz bulanıklığı.

Kan şekeriniz çok yükseldiğinde gözünüzdeki sıvılar yer değiştirebilir ve göz lenslerinizin boyutu değişkenlik gösterebilir. Bu da odaklanmanın bozulmasına sebebiyet verir.

İyi haber şu: kan şekeri normale döndüğünde genelde görüş de normale döner ve diyabet kontrol altında olduğu sürece de normal kalır. Fakat kan şekerinizi kontrol altında tutmazsanız zamanla retinanız zarar görür ve ciddi görüş kayıpları oluşabilir. Sonuç olarak görüntüde ciddi bir sıkıntı yaşıyorsanız bir kez daha doktor randevusu gerekiyor, hem şeker için hem de gözleriniz için.

glokom-50-yas-uzerini-vuruyor-156555

6) Katarakt görüşünüzü bozuyor olabilir

Dr. Taylor’a göre katarakt her ne kadar yaşla gelişen ve ileri yaşlarda görülen bir hastalık da olsa genç yaşlarda da rastlanılabiliyor. Hatta kataraktla doğmuş bile olabilirsiniz.

Katarakt bulutlu bir görüntü yaratır ve göz lensleriniz opaklaşır, özellikle de akşam saatlerinde. Okumakta ve renklerde bozulmada rastlanılan bir durum. Bu şeker hastalarında, kortikosteroid ilaçları kullananlarda ve sigara içen insanlarda görülebiliyor.

Erken davranın ve kataraktlar gözbebeğinizi ele geçirmeden harekete geçin. Terlemek önemli! Lawrence Berkeley National Laboratory’de yapılan araştırmaya göre koşan insanlarda katarakt riski azalıyor.

7) Kriz geçiriyor olabilirsiniz

Göz bulanıklıkları kalp krizlerinde ya da başka türlü kriz hallerinde de görülebilir. Mini ve büyük krizler olarak ayırabileceğimiz sıkıntılarda Dr. Taylor’a göre görüş bozulabilir, ışık duyarlılığı artabilir ya da gözünüze perde inebilir. Bu olayın ciddiyetine bağlı olarak zaman anlamında değişiklik gösterir.

Ayrıca görüntü daha gri ve karanlığımsı olup saniyeler veya dakikalar boyu böyle kalabilir. Ayrıca konuşmada, duymada, tat hissinde ve vücut koordinasyonunda sıkıntılar yaşanırsa belirti olarak ele alınabilir.

Kalp krizi medikal bir aciliyeti gösterir. Eğer bu tarz bir sıkıntı hissederseniz hemen yardım istemeli ve tıbbi destek görmelisiniz.

 

 

 

Kornea nakli hangi hastalıklara yapılır?

  • Kornea Distrofileri (halk arasında beneklenme hastalığı diye bilinir) kalıtsaldır
  • Keratakonus (Korneanın konik olarak bozulması)
  • Kornea yaralanmalarından sonra
  • Geçirilmiş keratit (Kornea enfeksiyonu)
  • Katarakt cerrahisinden sonra korneanın saydamlığını kaybetmesi durumunda
  • Kimyasal yaralardan sonra

Bu saydığımız hastalıklarda kornea nakli sonrası kişinin tekrar görmesini kazanması için mutlaka gözün arkasındaki yapıların (damar ve sinir) sağlam olması gerekmektedir.

Kornea Nakli

KORNEA NAKLİ

Kornea nakli ameliyatı nasıl yapılır?

Kornea nakli ameliyatı hastanın yaşına, genel durumuna ve gözün özelliklerine göre lokal veya çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Önce hastanın problemli kornea tabakası özel aletlerle yuvarlak olarak çıkartılır. Aynı büyüklükte kesilen verici korneası mikroskop altında çok ince ipliklerle alıcı göze dikilerek yerleştirilir.

Her ameliyatta olduğu gibi kornea nakli ameliyatında da kanama,mikrop kapma gibi bazı riskler sözkonusudur.Bunun dışında,ameliyat sonrası dönemde oluşabilecek özel bazı durumlar olabilir.Bunlardan en sık rastlananı,yüksek astigmatizmadır.Kornea nakli ameliyatından sonra hastaların büyük çoğunluğunda düşük veya yüksek derecede astigmatizma oluşmakta ve görme olumsuz yönde etkilenmektedir.Bu durumda,eğer astigmatizma düşük ise gözlük verilmekte,ancak yüksek astigmatizma mevcutsa astigmatizmayı azaltıcı bazı girişimlerin uygulanması gerekmektedir.Dikişlerin ayarlanması veya korneanın çizilmesi gibi işlemleri içeren bu girişimlerden sonra astigmatizma azalır.Ancak yine yüksek astigmatizma mevcutsa görmenin arttırılması için hastanın kontakt lens takması gerekebilir.Kornea nakli ameliyatından sonra doku reddi olasılığı mevcuttur.Fakat bu olasılık diğer organ ve doku nakillerine göre çok düşüktür.Bunun nedeni,korneanın damarsız bir doku olmasıdır.Doku reddi sözkonusu ise kanlanma,sulanma gibi belirtilerle birlikte kornea bulanıklaşır ve görme bozulur.Kornea giderek beyazlaşır ve görme iyice azalır.Eğer doku reddi reaksiyonu erken yakalanırsa ilaç tedavisi ile geri çevirilebilir.Fakat red reaksiyonu ilerlemiş ve kornea beyazlaşmışsa tekrar kornea nakli ameliyatı yapılmalıdır.

Kornea nakli ameliyatının avantajlı bir yönü birkaç kez tekrarlanabilmesidir.

Korneanın red riski var mıdır?

Her organ ve doku naklinde olduğu gibi kornea naklinde de red riski söz konusudur. Kornea dokusu damarsız olduğu için bu red oranı % 15 – 20 civarındadır. Red olan bir kornea yerine yeniden nakil yapılabilir fakat red oranı böyle hastalarda % 50 lere varabilmektedir. Örneğin, keratakonuıs ve distrofi (beneklenme) hastalarında ameliyatın başarısı yüksekken, kimyasal yaralarda bu oran oldukça düşmektedir.

Kornea nakli yapılan gözde renk değişikliği olur mu?

Göze rengini veren doku (iris dokusu) korneanın arkasında bulunan dokudur. Eğer ameliyattan önce iris dokusu sağlam ise kornea naklinden hemen sonra göz eski rengini alacaktır, yani renk değişikliği olmayacaktır.

Kornea nakli olan hastalar nelere dikkat etmelidir?

Kornea nakli olan hastalar özellikle ilk zamanlarda gözlerini kuvvetli ovuşturmaktan kaçınmalı, vurma çarpma gibi travmalardan korunmalı ve hijyene çok fazla dikkat etmelidirler.
Gözlerde ağrı, kızarıklık, görme bulanıklığı, ışığa karşı hassasiyet hissettiklerinde en yakın göz doktoruna müracaat etmeleri gerekir. Bu saydığımız belirtiler red reaksiyonunun belirtileri olabilir ve acil tedaviyi gerektirir.

Kornea nakli olan hasta ile operatörü arasında sıkı bir işbirliği olmalıdır. Sadece operasyonun iyi olması yeterli değil; operasyon sonrası özellikle ilk 1- 2 sene takip ve tedavi de ameliyatın başarısında etkilidir.

Intralase-Kerotoplasty (Lazer ile kornea nakli)

Bazı kornea hastalıklarının nihai çözümü olan kornea nakli (keratoplasti) bugün lazer yardımıyla yapılabilir hale gelmiştir. Kornea gözün en önde yer alan saydam tabakası olup, en çok optik kırıcılığın sağlandığı bölgedir. Kornea şeffaflığını ve şeklini bozan hastalıklar bu nedenle direkt olarak yakında ve uzakta görmeyi bozar. Bu hastalıklar sonradan edinilebildiği gibi bazen doğuştan mevcutturlar. Korneanın doğuştan gelen lekeleri, şekil bozuklukları bazen hayatın erken dönemlerinde kornea değişimi gerektirirler. Kornea nakli gerektirebilen sık görülen bir diğer neden de göz travmalarıdır. Erken gençlik dönemlerinde başlayıp başlangıçta gözlük kusuru olarak tanı alan hastaların bir kısmında keratakonus denilen korneanın şekil bozukluğu bir hayli sık görülmektedir. Bu hastalar sürekli artan göz numaraları ve giderek az görme şikayetleri ile başvururlar. İleriki dönemlerinde sivrileşip aşırı incelmiş korneanın işlevini yapabilmesini imkansız hale getirebilir ve kornea nakli gündeme gelir.

Bugüne kadar uygulanan standart kornea ameliyatlarında hasta kornea bir bütün olarak alınmakta ve verici korneayla yer değiştirilmekteydi. Günümüzde femtosecond lazer (intralase) teknolojisinin gelişmesiyle korneada her türlü kesi yapılabilir hale gelmiştir. Intralase teknolojisinin kullanımı ilk olarak, lazerle miyop, hipermetrop, astigmat tedavisinde başlatılmıştır. Bu ameliyatların çok güvenilir ve komplikasyonsuz yapımına imkan sağladığı görünmektedir.

Aynı teknolojinin kornea naklinde kullanılması ise korneada sadece hastalıklı kısmın ayrılarak yine verici korneadan bu ölçüde dokunun nakline imkan sağlamaktadır. Intralase Keratoplastide sağlıklı- hasta doku ayrımının yapılabilmesinin en büyük avantajı organ reddi olasılığının neredeyse olmayışıdır. Her organ nakli ameliyatında olduğu gibi kornea naklinde sonradan organ reddi olabilir. Lazerle kornea naklinin bir diğer avantajı kornea dikişlerinin daha kısa sürede alınması ve ilaç kullanım süresinin standart yönteme göre daha kısa olmasıdır. Lazerle kornea nakli tamamen lokal anestezi altında yapılabilir ve genel anestezinin risklerinden korunulmuş olunur.

Korneaya yabancı cisim kaçmasının sonuçları nelerdir?

Toz, demir çapağ gibi yabancı cisimler epitel abrazyonuna neden olup korneaya gömülebilirler. Bu durumda hasta şiddetli batma şeklinde ağrı, sulanma, kızarıklık, fotofobi yakınmaları ile başvurur.

Bu hastalarda konjonktival forniksler dikkatle kontrol edilir, olası yabancı cisim varlığı araştırılır. Yabancı cisim fazla gömülü değilse lokal anestezik damla göze damlatıldıktan sonra steril iğne ucu ya da yabancı cisim forsepsi oblik pozisyonda tutularak mümkünse biomikroskopik bakı altında, kazınarak çıkarılır. Proflaktik olarak antibiotikli damla başlanıp epitel iyileşene kadar göz baskılı şekilde kapatılır.

 

Page 5 of 32« First...34567102030...Last »