
Keratokonus Hastalarında Görüş Neden Değişir?
Ekim 24, 2025
Keratokonus ve Genetik Yatkınlık
Ekim 24, 2025
Keratokonus ve Alerjik Göz Hastalıkları Arasındaki Kritik Bağlantı
Keratokonus hastalığı, korneanın (gözün ön saydam tabakası) ilerleyici bir şekilde incelip öne doğru sivrileşmesiyle karakterizedir ve özellikle genç yaş grubunda ciddi görme kayıplarına yol açabilir. Bu hastalığın ortaya çıkmasında genetik yatkınlık güçlü bir zemin hazırlasa da, hastalığın tetiklenmesinde ve hızlanmasında çevresel faktörler kritik bir rol oynar. Bu faktörlerin başında ise alerjik göz hastalıkları ve buna bağlı gelişen kronik "göz ovalama" alışkanlığı gelmektedir.
Kaşıntıdan Travmaya: Kısır Döngü Nasıl İşler?
Alerjik konjonktivit, vernal keratokonjonktivit veya atopik keratit gibi rahatsızlıklar, özellikle bahar aylarında veya yıl boyu yoğunlaşabilir. Gözlerde şiddetli kaşıntı, yanma, sulanma ve kızarıklık şikâyetleri hastanın yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Bu dayanılmaz kaşıntı hissine yanıt olarak gelişen refleksif göz ovalama eylemi, masum bir alışkanlıktan çok daha fazlasıdır.
Genetik olarak yatkın olan kişilerde, kornea dokusu zaten biyomekanik olarak daha zayıf ve esnemeye müsaittir. Gözü kaşımak veya güçlü bir şekilde ovalamak, bu zayıf doku üzerinde tekrarlayan mekanik travma yaratır. Bu fiziksel stres:
-
Mekanik Baskı: Korneanın yapısal bütünlüğünü sağlayan kollajen fibriller arasındaki bağların zayıflamasına ve kopmasına neden olur.
-
Isı Artışı: Ovalama, göz yüzeyindeki sıcaklığı artırarak dokudaki bozulmayı hızlandırabilir.
-
Biyokimyasal Reaksiyon: Bu travma, korneayı daha da zayıflatan bazı enzimlerin (matriks metalloproteinazlar - MMP'ler gibi) salınımını tetikleyebilir.
Bağlantı Sadece Mekanik Değil: Enflamasyonun Rolü
Son araştırmalar, ilişkinin sadece mekanik travmayla sınırlı olmadığını göstermektedir. Alerjinin kendisi, göz yüzeyinde kronik bir enflamasyona (iltihabi reaksiyon) neden olur. Bu enflamatuar süreçte salgılanan kimyasal aracılar (sitokinler), kornea dokusunu biyokimyasal olarak da zayıflatabilir.
Yani alerji, hem kaşıntı yoluyla kişiyi gözünü ovalamaya iterek mekanik hasara yol açar, hem de yarattığı enflamatuar ortamla korneayı bu travmaya karşı daha savunmasız hale getirir.
Tedavide Çift Yönlü Yaklaşım Neden Şart?
u bilgiler ışığında, keratokonus teşhisi konan veya ailesinde keratokonus öyküsü bulunan alerjik bireyler için "göz kaşımamak" basit bir tavsiye değil, tedavinin temel bir parçasıdır. Göz kaşıma bir "kısır döngü" yaratır: Alerji kaşıntı yapar, kaşıma alerjiyi daha da şiddetlendirir ve aynı zamanda korneaya kalıcı hasar verir.
Bu döngünün mutlaka kırılması gerekir:
-
Alerjinin Etkin Tedavisi: Amaç sadece semptomları baskılamak değil, altta yatan alerjik reaksiyonu kontrol altına almak olmalıdır. Soğuk kompres, koruyucusuz suni gözyaşları, antihistaminik damlalar ve mast hücre stabilizatörleri gibi medikal tedavilerle kaşıntı ihtiyacı ortadan kaldırılmalıdır. Ağır vakalarda sistemik tedavi veya immünoterapi (aşı tedavisi) gerekebilir.
-
Davranışsal Farkındalık: Hastanın, özellikle çocuk ve ergenlerin, gözlerini ovalamanın görmelerine kalıcı ve geri dönülmez zararlar verebileceği konusunda net bir şekilde bilinçlendirilmesi şarttır.
Sonuç olarak, alerjik göz hastalıkları, keratokonus yatkınlığı olan bireylerde bir "saatli bomba" işlevi görebilir. Alerjiyi etkin bir şekilde tedavi etmek ve göz ovalama alışkanlığını sonlandırmak, keratokonus ilerlemesini durdurmanın ve kornea nakli gibi ileri cerrahi müdahalelere olan ihtiyacı azaltmanın en önemli adımlarından biridir.






