Keratokonus Videoları
Keratokonus Hastalığında
Erken Teşhisin Önemi
Nedir?
Keratokonus Hastalığında
Düzenli Göz Muayenesinin
Önemi Nedir?
Keratokonusun İleri Seviyeye
Ulaşmaması İçin
Alınabilecek Önlemler
Nelerdir?
Keratokonusun Neden
Olduğu Problemler
Nelerdir?
Keratokonus Tedavisi
Keratokonus, korneanın (gözün en dıştaki saydam tabakası) zamanla incelerek konik bir şekil almasına neden olan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Korneanın bu anormal şekli, ışığın düzgün şekilde kırılmasını engeller ve net bir görme sağlanamaz. Keratokonus genellikle genç yaşlarda başlar ve hastalığın ilerleme hızı kişiden kişiye değişir.
Korneanın incelmesi ve şekil bozukluğu, miyopi ve astigmatizma gibi görme bozukluklarına neden olur.
Hastalık ilerledikçe gözlük ya da normal yumuşak kontakt lenslerle görme düzelmeyebilir.
Keratokonus, çoğunlukla her iki gözü etkiler, ancak şiddeti bir gözde
diğerine göre daha fazla olabilir.
Keratokonus Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tanı Yöntemleri
Keratokonus, korneanın zamanla incelip öne doğru sivrileşmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Genellikle genç yaşlarda başlayan bu durum, görme kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir. Bu sayfada, keratokonusun tanımı, belirtileri, nedenleri ve tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler bulabilir; erken teşhisin neden bu kadar önemli olduğunu öğrenebilirsiniz.

1. Keratokonus Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tanı Yöntemleri
Keratokonus, korneanın (gözün en dış tabakası olan saydam doku) normal kubbe şeklini kaybederek zamanla öne doğru konik bir biçim almasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Bu yapısal değişim, ışığın retina üzerinde düzgün odaklanmasını engeller ve bulanık, dalgalı veya çift görmeye yol açar.
Genellikle ergenlik çağında veya erken yetişkinlik döneminde başlar, yavaş ilerler ve her iki gözü etkiler; ancak şiddeti bir gözde daha fazla olabilir. İlerleyen evrelerde gözlük veya standart yumuşak lenslerle net görme sağlanamayabilir.
Belirtiler
Keratokonusun erken dönemde fark edilmesi zordur, çünkü başlangıçta sadece hafif görme bulanıklığı yapar. Ancak zamanla aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar:
01
Bulanık veya dalgalı görme:
Korneanın düzensiz şekli, ışığın retina üzerine farklı açılardan kırılmasına neden olur.
02
Işık Hassasiyeti:
Geceleri araç farı veya sokak lambası gibi parlak ışıklar etrafında “haleler” görülmesi yaygındır.
03
Sık Gözlük Değiştirme İhtiyacı:
Miyopi veya astigmatizma değerleri sık sık değişebilir.
04
Görme Kalitesinde Dalgalanmalar:
Sabah ve akşam saatlerinde görüş keskinliği farklılaşabilir.
Keratokonusun Tanı Yöntemleri
Keratokonusun erken teşhisi, hastalığın ilerlemesini durdurmak açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde kullanılan başlıca tanı yöntemleri şunlardır:
Kornea topografisi: Korneanın yüzey haritasını çıkararak düzensizlikleri milimetrik olarak tespit eder.
Kornea pakimetresi: Korneanın kalınlığını ölçer, incelme derecesini belirler.
Slit-lamp muayenesi: Göz doktoru korneayı mikroskop altında inceleyerek yapısal değişiklikleri değerlendirir.
Kornea tomografisi (Scheimpflug/Pentacam): Korneanın ön ve arka yüzeyini üç boyutlu olarak analiz eder.
Erken evre keratokonus, rutin göz muayenelerinde fark edilmeyebilir. Bu nedenle görme bozukluğu yaşayan genç bireylerde kornea topografisi yapılması önerilir.
Erken Teşhisin Önemi
Keratokonus ilerleyici bir hastalık olsa da, erken dönemde teşhis edilirse ilerlemesi durdurulabilir. Özellikle “korneal çapraz bağlama (cross-linking)” yöntemi, kornea dokusunu güçlendirerek hastalığın ilerlemesini durdurmada etkili bir tedavi seçeneğidir.
İleri evrelerde sert kontakt lensler, korneal halka (intacs) veya kornea nakli gerekebilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli göz muayeneleri, görme kaybını önlemenin en etkili yoludur.
2. Keratokonus Tedavi Seçenekleri
Hastalığın erken teşhisi, görme kaybını önlemede önemli rol oynar. Keratokonusun tedavisinde kullanılan yöntemler, hastalığın ilerleme aşamasına ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Erken aşamalarda gözlük veya kontakt lensler kullanılabilirken, ilerleyen aşamalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Tedavinin amacı, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastanın görme kalitesini artırmaktır.
1.Gözlük ve Kontakt Lens
-
Gözlük: Keratokonusun erken evrelerinde hastalar genellikle gözlük ile iyi bir görme sağlayabilirler. Ancak hastalık ilerledikçe kornea yüzeyindeki düzensizlik arttığı için gözlük yeterli olmaz.
-
Kontakt Lensler:Keratokonusta görmeyi düzeltmek için ilk tercih genelde kontakt lens olur. Hastalığın durumuna göre ve hastanın göz yapısına göre farklı lensler tercih edilebilir. Gaz geçirgen sert kontakt lensler, hibrid kontakt lensler,skleral kontakt lensler ve keratokonus için kullanılan özel yumuşak silikon hidrojel kontakt lensler kullanılır.Bu lensler kornea yüzeyindeki düzensizlikleri azaltarak görmeyi iyileştirmeye yardımcı olur. Hasta ile birlikte uzun bir muayene süreciyle denenerek uygun lense karar verilir.
2. Kornea Çapraz Bağlama (Cross-Linking)
-
Bu tedavi, korneanın yapısal dayanıklılığını artırmak amacıyla uygulanır. Riboflavin (B2 vitamini) damlatılarak ve ultraviyole (UV-A) ışığıyla korneanın çapraz bağları güçlendirilir. Çapraz bağlama işlemi, keratokonusun ilerlemesini durdurmaya yönelik en etkili yöntemdir.
-
Avantajları: Özellikle erken evrede hastalığın ilerlemesini durdurabilir. Görme kalitesinde hafif iyileşme sağlanabilir.
3. Kornea İçi Halka (İntrakorneal Ring) Segmentleri ve Cairs (Keranatural)Tedavileri:
a)İntra Corneal Ring (ICR): Keratokonusun orta evrelerinde, kornea içine halka (INTACS veya Keraring gibi) yerleştirilebilir. Bu halkalar, korneanın şeklinin düzelmesine ve daha simetrik bir yapıya kavuşmasına yardımcı olur, böylece görme kalitesini artırabilir.
-
Avantajları: Korneanın merkezini koruyarak, lens veya gözlükle daha iyi bir görüş sağlayabilir. Çoğu hasta için geri döndürülebilir bir işlemdir.
b) Cairs Segmentleri (Keranatural): CAIRS segmentleri insan donör kornealarından elde edilir ve hazırlanmaları cerrahın tercihine ve mevcut kaynaklara bağlı olarak değişebilir. İki ana kaynak ve hazırlık yolu vardır:
- Özel göz bankalarından önceden paketlenmiş segmentler: Lions VisionGift gibi göz bankaları, kullanıma hazır olarak gelen önceden kesilmiş, sterilize edilmiş stromal segmentler (örneğin, KeraNatural®) sunmaktadır. Bu raf ömrü uzun implantlar, ameliyat içi özelleştirme ihtiyacını ortadan kaldırır ve greft kalitesindeki değişkenliği azaltır.
- Özel olarak hazırlanmış donör doku: Göz bankalarından elde edilen kornea kenarları, cerrahi ekip tarafından manuel olarak işlenir. Epitel, Descemet zarı ve endotel çıkarıldıktan sonra, kalan stromal doku halka segmentleri oluşturmak için trepanasyon yöntemiyle kesilir. Bu segmentler daha sonra hastanın kornea topografisine göre kesilebilir ve özelleştirilebilir. Cerrahlar, koninin konumuna ve şiddetine bağlı olarak yay uzunluğundan kalınlığa, incelmeye veya eğriliğe kadar her şeyi ayarlayabilirler.
- Avantajları: Korneanın merkezini koruyarak, lens veya gözlükle daha iyi bir görüş sağlayabilir. Çoğu hasta için geri döndürülebilir bir işlemdir.
4.Topo-Lazer Yöntemi: Özel bir cihazla gözün topografik haritasını alan Excimer Lazer Cihazının bu Topografik harita bilgisini kullanarak korneadaki dikliği düzeltilmesi işlemidir. Bu tedavi özellikle çapraz bağlanma tedavisiyle kombine edilir. Aynı anda ya da çapraz bağlanma tedavisinden 6 ay sonra yapılabilir. En son bilimsel araştırmalarda 6 ay arayla yapılan tedavilerde daha çok planlanan sonuçlar alınmıştır. Çapraz bağlama, halka ve topolazer tedavisinin kombine yapılması ile çok başarılı sonuçlar alınabilir. Bu konuyla ilgili çalışmamız 2010 yılında ‘Amerika Katarakt ve Refraktif Cerrahi’ toplantısında (ASCRS) en iyi çalışma ödülü almıştı.
5.Göz içi kontakt lens uygulaması
25 yıldan uzun bir süredir tüm dünyada ve ülkemizde yüksek miyop-hipermetrop ve astigmat tedavisinde göz içine gözün kendi lensini almadan yeni bir lensin konulması ameliyatı yapılmakta. Bu yöntem keratokonus sonrası oluşan yüksek miyopi ve astigmatın tedavisinde kullanılır. Özellikle bu yöntem hastalığı durduran çapraz bağlama ile korneadaki sivrileşmeyi düzelten halka ve topolazer yöntemiyle kombine kullanıldığı taktirde çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.
6. İleri Evrelerde Kornea Nakli (Keratoplasti)
-
Keratokonusun ileri evrelerinde, kornea çok incelip skar dokusu geliştirdiğinde veya diğer tedavilere yanıt vermediğinde kornea nakli gerekebilir. Penetran keratoplasti (tam kat kornea nakli) veya derin anterior lameller keratoplasti (DALK) gibi cerrahi yöntemlerle sağlıklı donör korneası hastaya nakledilir.
-
Avantajları: İleri evre keratokonuslu hastalarda uzun süreli iyi görme sonuçları sağlayabilir.
3. İleri Seviyede Keratokonus Tedavileri
Keratokonus ilerledikçe daha invaziv tedavilere ihtiyaç duyulabilir. Gözlük ve kontakt lenslerin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi müdahaleler tercih edilir.
1. Keratoplasti (Kornea Nakli):
Keratoplasti, keratokonusun ileri aşamalarında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kornea dokusunun büyük oranda hasar gördüğü durumlarda, kornea nakli gerekebilir. Keratoplasti, hasarlı korneanın çıkarılarak yerine sağlıklı bir donör korneasının yerleştirilmesi işlemidir. Bu tedavi, ciddi görme bozukluğu yaşayan hastalarda büyük ölçüde görme iyileşmesi sağlayabilir.
-
Penetran Keratoplasti: Kornea dokusunun tamamının değiştirilmesi işlemidir.
-
Lameller Keratoplasti: Sadece korneanın dış katmanlarının değiştirildiği bir yöntemdir.
2. Femtosaniye Lazerle Keratoplasti:
Günümüzde kornea nakil ameliyatı lazer yardımıyla yapılabilmektedir. Femtosaniye lazer teknolojisi, kornea nakli sırasında daha hassas kesiler yapmayı mümkün kılar. Bu da iyileşme sürecini hızlandırır ve sonuçların daha başarılı olmasını sağlar.
İyileşme Süreci:
Korneal nakil sonrası iyileşme süreci uzun olabilir. Görme düzelmesi zaman alır, ancak tedavi başarılı olduğunda hastalar görme kalitelerinde belirgin bir iyileşme yaşarlar.
Hangi tedavinin uygun olduğuna, keratokonusun evresine, kornea kalınlığına ve hastanın görme gereksinimlerine göre göz doktorunuz karar verir. Düzenli takipler ve erken teşhis, görme kaybının önlenmesinde önemlidir.
Keratokonus Neden Olur ?
01
Genetik Faktörler
Keratokonus, genetik bir yatkınlığa sahip olabilir. Aile üyelerinde keratokonus öyküsü olan bireylerde bu hastalığın görülme riski daha yüksektir.
Bu nedenle, genetik faktörlerin hastalıkta önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.
02
Göz Ovalama (Rubbing) Alışkanlığı:
Gözleri sık sık ve sert şekilde ovalamak, keratokonus riskini artıran önemli faktörlerden biridir. Özellikle alerjik göz hastalığı olan veya gözleri kaşınan bireylerde göz ovalama alışkanlığı yaygındır. Bu alışkanlık, kornea yapısının zamanla zayıflamasına ve incelmesine yol açabilir.
03
Çevresel ve Hormonal Faktörler
Keratokonus, ergenlik döneminde başlama eğilimindedir ve erken yetişkinlik dönemine kadar ilerleyebilir.
Bu durum, hormonal değişimlerin keratokonus gelişiminde etkili olabileceğini düşündürmektedir.
Ayrıca, bazı çevresel faktörler (UV ışığına uzun süre maruz kalma gibi) keratokonus riskini artırabilir.
Bağ Doku Hastalıklarıyla İlişkisi
Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi bazı bağ doku hastalıkları olan kişilerde keratokonus görülme riski daha fazladır.
Bu hastalıklar, kollajen yapısının zayıflığına yol açarak kornea yapısının bozulmasına neden olabilir.
Keratokonus Tedavisi Olanların Yaşam Kalitesi
Keratokonusla yaşamak, özellikle ileri aşamalarda hastalar için zorlayıcı olabilir. Günlük yaşam aktiviteleri, görme bozuklukları nedeniyle büyük ölçüde etkilenebilir. Okuma, bilgisayar kullanma, araba sürme gibi işler, keratokonus hastaları için zorlayıcı olabilir. Tedavi Sonrası Yaşam Kalitesi:
1. Görme Kalitesinde İyileşme
Çoğu hasta tedavi sonrası daha net ve kaliteli bir görmeye kavuşur. Gözlük, kontakt lens veya kornea çapraz bağlama (cross-linking) gibi tedaviler, görme düzeyini artırarak günlük yaşamda daha rahat görme sağlar.
Kornea içi halka tedavisi de özellikle orta evre keratokonus hastalarında görme kalitesini artırabilir.
2. Daha Az Görme Kısıtlaması
Tedaviyle birlikte görmedeki düzensizliklerin azalması, hastaların günlük işlerini daha kolay yapmalarını sağlar. Bu iyileşme, araç kullanmak, okumak, bilgisayar kullanmak gibi işlevleri kolaylaştırır.
Özellikle gece görüş kalitesindeki düzelme, hastaların gece araba kullanırken veya karanlık ortamlarda daha rahat görmelerine yardımcı olur.
3. Uzun Dönem Sağlık ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkiler
Çoğu hasta tedavi sonrası hastalığın ilerlemesinin durması sayesinde kalıcı bir iyileşme sağlar. Bu durum, hastalığın sürekli takibine gerek kalmadan günlük yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olur.
4. Psikolojik ve Sosyal Etkiler
Görme kaygısı yaşayan hastalar tedavi sonrasında daha özgüvenli ve sosyal olarak daha aktif hale gelebilirler. Görme fonksiyonundaki iyileşme, iş hayatında ve sosyal yaşamda daha aktif olmalarını sağlar.
Görme kalitesindeki artış, depresyon ve kaygı seviyelerinin azalmasına da katkıda bulunabilir.
Sonuç olarak, keratokonus tedavisi sonrasında düzenli doktor kontrolleriyle görme kalitesini korumak mümkündür. Her hastanın durumu farklı olduğu için tedavi seçenekleri ve sonrası yaşam kalitesi kişisel faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.









