Keratokonus Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tanı Yöntemleri

Keratokonus, korneanın zamanla incelip öne doğru sivrileşmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Genellikle genç yaşlarda başlayan bu durum, görme kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir. Bu sayfada, keratokonusun tanımı, belirtileri, nedenleri ve tanı yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler bulabilir; erken teşhisin neden bu kadar önemli olduğunu öğrenebilirsiniz.

1. Keratokonus Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tanı Yöntemleri

Keratokonus, korneanın (gözün en dış tabakası olan saydam doku) normal kubbe şeklini kaybederek zamanla öne doğru konik bir biçim almasıyla ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Bu yapısal değişim, ışığın retina üzerinde düzgün odaklanmasını engeller ve bulanık, dalgalı veya çift görmeye yol açar.

Genellikle ergenlik çağında veya erken yetişkinlik döneminde başlar, yavaş ilerler ve her iki gözü etkiler; ancak şiddeti bir gözde daha fazla olabilir. İlerleyen evrelerde gözlük veya standart yumuşak lenslerle net görme sağlanamayabilir.

Belirtiler

Keratokonusun erken dönemde fark edilmesi zordur, çünkü başlangıçta sadece hafif görme bulanıklığı yapar. Ancak zamanla aşağıdaki belirtiler ortaya çıkar:

01

Bulanık veya dalgalı görme:

Korneanın düzensiz şekli, ışığın retina üzerine farklı açılardan kırılmasına neden olur.

02

Işık Hassasiyeti:

Geceleri araç farı veya sokak lambası gibi parlak ışıklar etrafında “haleler” görülmesi yaygındır.

03

Sık Gözlük Değiştirme İhtiyacı:

Miyopi veya astigmatizma değerleri sık sık değişebilir.

04

Görme Kalitesinde Dalgalanmalar:

Sabah ve akşam saatlerinde görüş keskinliği farklılaşabilir.

Keratokonusun Nedenleri

Keratokonusun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik, çevresel ve mekanik faktörlerin bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülmektedir. Aşağıda bu faktörler detaylı şekilde açıklanmıştır:

1. Genetik Faktörler

Keratokonusun genetik geçişle ilişkili olduğu bilinmektedir. Aile bireylerinde bu hastalığın bulunması, diğer üyelerde de riskin artmasına neden olur. Bu nedenle, ailede keratokonus öyküsü olan kişilerin düzenli göz kontrolleri yaptırması önerilir.

 

2. Göz Ovalama (Rubbing) Alışkanlığı

Keratokonus gelişiminde en belirgin çevresel risk faktörlerinden biri sürekli ve sert göz ovalamadır. Özellikle alerjik göz hastalığı olan kişilerde göz kaşıntısı nedeniyle bu alışkanlık sık görülür. Aşırı ovalama, kornea liflerinin zayıflamasına ve incelmesine yol açarak hastalığın ilerlemesini hızlandırabilir.

 

3. Çevresel ve Hormonal Faktörler

Keratokonusun genellikle ergenlikte başlaması ve erken yetişkinlikte ilerlemesi, hormonal değişimlerin hastalık üzerinde etkili olabileceğini düşündürür. Ayrıca, UV ışığına uzun süre maruz kalmak gibi çevresel faktörler de kornea yapısında bozulmaya yol açabilir.

 

4. Bağ Doku Hastalıklarıyla İlişkisi

Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi bazı bağ doku hastalıklarında kollajen yapısının zayıflığı, keratokonusla ilişkilendirilmektedir. Bu tür hastalıklarda kornea dokusunun elastikiyeti azalır, bu da şekil bozukluğuna zemin hazırlar.

Keratokonusun Tanı Yöntemleri

Keratokonusun erken teşhisi, hastalığın ilerlemesini durdurmak açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde kullanılan başlıca tanı yöntemleri şunlardır:

Kornea topografisi: Korneanın yüzey haritasını çıkararak düzensizlikleri milimetrik olarak tespit eder.

Kornea pakimetresi: Korneanın kalınlığını ölçer, incelme derecesini belirler.

Slit-lamp muayenesi: Göz doktoru korneayı mikroskop altında inceleyerek yapısal değişiklikleri değerlendirir.

Kornea tomografisi (Scheimpflug/Pentacam): Korneanın ön ve arka yüzeyini üç boyutlu olarak analiz eder.

Erken evre keratokonus, rutin göz muayenelerinde fark edilmeyebilir. Bu nedenle görme bozukluğu yaşayan genç bireylerde kornea topografisi yapılması önerilir.

Erken Teşhisin Önemi

Keratokonus ilerleyici bir hastalık olsa da, erken dönemde teşhis edilirse ilerlemesi durdurulabilir. Özellikle “korneal çapraz bağlama (cross-linking)” yöntemi, kornea dokusunu güçlendirerek hastalığın ilerlemesini durdurmada etkili bir tedavi seçeneğidir.

İleri evrelerde sert kontakt lensler, korneal halka (intacs) veya kornea nakli gerekebilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli göz muayeneleri, görme kaybını önlemenin en etkili yoludur.

2. Keratokonus Tedavi Seçenekleri

Hastalığın erken teşhisi, görme kaybını önlemede önemli rol oynar. Keratokonusun tedavisinde kullanılan yöntemler, hastalığın ilerleme aşamasına ve şiddetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Erken aşamalarda gözlük veya kontakt lensler kullanılabilirken, ilerleyen aşamalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Tedavinin amacı, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve hastanın görme kalitesini artırmaktır.

 

1.Gözlük ve Kontakt Lens

  • Gözlük: Keratokonusun erken evrelerinde hastalar genellikle gözlük ile iyi bir görme sağlayabilirler. Ancak hastalık ilerledikçe kornea yüzeyindeki düzensizlik arttığı için gözlük yeterli olmaz.

  • Kontakt Lensler:Keratokonusta görmeyi düzeltmek için ilk tercih genelde kontakt lens olur. Hastalığın durumuna göre ve hastanın göz yapısına göre farklı lensler tercih edilebilir. Gaz geçirgen sert kontakt lensler, hibrid kontakt lensler,skleral kontakt lensler ve keratokonus için kullanılan özel yumuşak silikon hidrojel kontakt lensler kullanılır.Bu lensler kornea yüzeyindeki düzensizlikleri azaltarak görmeyi iyileştirmeye yardımcı olur. Hasta ile birlikte uzun bir muayene süreciyle denenerek uygun lense karar verilir. 

 

2. Kornea Çapraz Bağlama (Cross-Linking)

  • Bu tedavi, korneanın yapısal dayanıklılığını artırmak amacıyla uygulanır. Riboflavin (B2 vitamini) damlatılarak ve ultraviyole (UV-A) ışığıyla korneanın çapraz bağları güçlendirilir. Çapraz bağlama işlemi, keratokonusun ilerlemesini durdurmaya yönelik en etkili yöntemdir.

  • Avantajları: Özellikle erken evrede hastalığın ilerlemesini durdurabilir. Görme kalitesinde hafif iyileşme sağlanabilir.

 

3. Kornea İçi Halka (İntrakorneal Ring)

  • Keratokonusun orta evrelerinde, kornea içine halka (INTACS veya Keraring gibi) yerleştirilebilir. Bu halkalar, korneanın şeklinin düzelmesine ve daha simetrik bir yapıya kavuşmasına yardımcı olur, böylece görme kalitesini artırabilir.

  • Avantajları: Korneanın merkezini koruyarak, lens veya gözlükle daha iyi bir görüş sağlayabilir. Çoğu hasta için geri döndürülebilir bir işlemdir.

  • 4.Topo-Lazer Yöntemi; Özel bir cihazla gözün topografik haritasını alan Excimer Lazer Cihazının bu Topografik harita bilgisini kullanarak korneadaki dikliği düzeltilmesi işlemidir. Bu tedavi özellikle çapraz bağlanma tedavisiyle kombine edilir. Aynı anda ya da çapraz bağlanma tedavisinden 6 ay sonra yapılabilir. En son bilimsel araştırmalarda 6 ay arayla yapılan tedavilerde daha çok planlanan sonuçlar alınmıştır. Çapraz bağlama, halka ve topolazer tedavisinin kombine yapılması ile çok başarılı sonuçlar alınabilir. Bu konuyla ilgili çalışmamız 2010 yılında ‘Amerika Katarakt ve Refraktif Cerrahi’ toplantısında (ASCRS) en iyi çalışma ödülü almıştı.

5.Göz içi kontakt lens uygulaması
25 yıldan uzun bir süredir tüm dünyada ve ülkemizde yüksek miyop-hipermetrop ve astigmat tedavisinde göz içine gözün kendi lensini almadan yeni bir lensin konulması ameliyatı yapılmakta. Bu yöntem keratokonus sonrası oluşan yüksek miyopi ve astigmatın tedavisinde kullanılır. Özellikle bu yöntem hastalığı durduran çapraz bağlama ile korneadaki sivrileşmeyi düzelten halka ve topolazer yöntemiyle kombine kullanıldığı taktirde çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.

6. İleri Evrelerde Kornea Nakli (Keratoplasti)

  • Keratokonusun ileri evrelerinde, kornea çok incelip skar dokusu geliştirdiğinde veya diğer tedavilere yanıt vermediğinde kornea nakli gerekebilir. Penetran keratoplasti (tam kat kornea nakli) veya derin anterior lameller keratoplasti (DALK) gibi cerrahi yöntemlerle sağlıklı donör korneası hastaya nakledilir.

  • Avantajları: İleri evre keratokonuslu hastalarda uzun süreli iyi görme sonuçları sağlayabilir.

3. İleri Seviyede Keratokonus Tedavileri

Keratokonus ilerledikçe daha invaziv tedavilere ihtiyaç duyulabilir. Gözlük ve kontakt lenslerin yeterli olmadığı durumlarda cerrahi müdahaleler tercih edilir.

 

1. Keratoplasti (Kornea Nakli):

Keratoplasti, keratokonusun ileri aşamalarında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Kornea dokusunun büyük oranda hasar gördüğü durumlarda, kornea nakli gerekebilir. Keratoplasti, hasarlı korneanın çıkarılarak yerine sağlıklı bir donör korneasının yerleştirilmesi işlemidir. Bu tedavi, ciddi görme bozukluğu yaşayan hastalarda büyük ölçüde görme iyileşmesi sağlayabilir.

  • Penetran Keratoplasti: Kornea dokusunun tamamının değiştirilmesi işlemidir.

  • Lameller Keratoplasti: Sadece korneanın dış katmanlarının değiştirildiği bir yöntemdir.

 

2. Femtosaniye Lazerle Keratoplasti:

Günümüzde kornea nakil ameliyatı lazer yardımıyla yapılabilmektedir. Femtosaniye lazer teknolojisi, kornea nakli sırasında daha hassas kesiler yapmayı mümkün kılar. Bu da iyileşme sürecini hızlandırır ve sonuçların daha başarılı olmasını sağlar.

 

İyileşme Süreci:
Korneal nakil sonrası iyileşme süreci uzun olabilir. Görme düzelmesi zaman alır, ancak tedavi başarılı olduğunda hastalar görme kalitelerinde belirgin bir iyileşme yaşarlar.

Hangi tedavinin uygun olduğuna, keratokonusun evresine, kornea kalınlığına ve hastanın görme gereksinimlerine göre göz doktorunuz karar verir. Düzenli takipler ve erken teşhis, görme kaybının önlenmesinde önemlidir. 

Sıkça Sorulan Sorular

1Keratokonus kimlerde daha sık görülür?
Hastalık genellikle ergenlik çağında başlar ve 20’li yaşların ortalarına kadar ilerleme eğilimindedir. Ailede keratokonus öyküsü olan kişilerde, alerjik bünyeye sahip bireylerde ve sık göz ovalama alışkanlığı olanlarda daha sık görülür.
2Keratokonusun ilk belirtileri nelerdir?
İlk belirtiler arasında bulanık görme, ışık hassasiyeti, gece görüşünde zorlanma ve gözlük numarasının sık değişmesi yer alır. Görme kalitesindeki ani dalgalanmalar da erken dönemde önemli bir uyarı işareti olabilir.
3Keratokonus kalıtsal mıdır?
Evet, genetik faktörler keratokonus gelişiminde önemli rol oynar. Aile bireylerinde bu hastalık varsa diğer kişilerde de risk artar. Bu nedenle, ailesinde keratokonus öyküsü olanların düzenli olarak göz muayenesi yaptırması önerilir.
4Göz ovalamak gerçekten keratokonusa neden olur mu?
Evet. Gözleri sık sık ve sert şekilde ovalamak, kornea liflerinin zayıflamasına neden olabilir. Bu durum özellikle alerjik göz hastalıkları olan kişilerde keratokonus riskini artırır. Göz kaşıntısı varsa, ovalamak yerine bir göz doktoruna danışılmalıdır.
5Keratokonus nasıl teşhis edilir?
Keratokonus, ayrıntılı bir göz muayenesi ve özel görüntüleme testleriyle teşhis edilir. Kornea topografisi, korneanın haritasını çıkararak düzensizlikleri gösterir. Ayrıca pakimetri ve kornea tomografisi (Pentacam, Scheimpflug) ölçümleriyle hastalığın evresi belirlenir.
6Keratokonus tedavi edilebilir mi?
Tamamen “iyileştirilen” bir hastalık değildir ancak erken tanı ile ilerlemesi durdurulabilir. Günümüzde en etkili yöntemlerden biri, korneal çapraz bağlama (cross-linking) tedavisidir. Bu işlem korneayı güçlendirerek incelmenin ilerlemesini engeller.
7Keratokonus için ameliyat gerekir mi?
Hastalığın evresine bağlıdır. Hafif ve orta düzey keratokonus vakaları genellikle özel kontakt lenslerle kontrol altına alınabilir. Ancak ileri evrelerde korneal halka (intacs) uygulamaları veya kornea nakli (keratoplasti) gerekebilir.
8Keratokonus tek gözde mi olur, yoksa iki gözde mi?
Keratokonus genellikle iki gözü de etkiler, fakat bir göz diğerine göre daha ileri evrede olabilir. Bu durum asimetrik ilerleme olarak adlandırılır.
9Keratokonus önlenebilir mi?
Tamamen önlenebilir bir hastalık değildir, ancak bazı önlemlerle risk azaltılabilir. Göz ovalamaktan kaçınmak, alerjik reaksiyonları kontrol altına almak, UV ışığına uzun süre maruz kalmamak ve düzenli göz kontrolleri yaptırmak hastalığın erken fark edilmesini sağlar.